Bütün bu sahtelere baktığımızda, rahatlıkla şunu söyleyebiliriz:
Ankara’daki savaş Demokrasi
Tiyatrosu içinde her kesimin sahteleri
arasında...
Sahtekâr taraflar, operasyonların hay-huyu içinde her kesimden
samimi vatansever inananları tasfiye etme peşinde...
Her kesimden samimi vatansever inananlar, bu sahtelerin arasından
sıyrılıp çıkabilecekler mi?
Önümüzdeki günlerde bunu hep beraber göreceğiz...
İçinde Amerikancı emekli generallerin de bulunduğu insanlara
yapılan son operasyon, bizce, yine Sahte
Kutuplaşma çerçevesinde
tezgahlanmış ve bazı samimi vatansever inananları tasfiyeye yöneliktir...
Meselâ Sinan Aygün...
Amerika, askerin başına çuval geçirdiğinde görevde olup da,
‘Türk Subayı’na yakışır şekilde görevinin gereğini yerine getirerek;
tecavüzcü Amerikan askerlerini toprağın altına gömmeyen emekli
generallerin Anti-amerikancı olduğundan dolayı gözaltına alındığı
ihtimâline inanmak zor...
Bunun yanında, Ankara bu hercümerç içindeyken, 4 Temmuz günü
T. Erdoğan, Irak’a gidecek... 4 Temmuz günü Irak’a gitmenin yorumunu
yaparken, operasyon yapılanlar ile operasyonları gerçekleştirenler
arasında pek bir fark olmadığını da görün...
Bu çerçevede, gündeme emekli Amerikancı paşalar oturtturulduğunda
gerçek vatansever inananlar unutulup gidecek...
Batıcı Laik Paşaları gözaltına alan iradenin Anti-laik, gerçek
İslâmcı olmadığı kesin... Her kesimden vatansevmez Batıcıların
milletin kulağına üfleyeceği bu Laik/Anti-laik sahte kutuplaşmasını
hep göz önünde tutuyoruz...
Bu çerçevede New York Times yazarı Yahudi Roger
Cohen’in sahte
kutuplaşmayı “keselemek” olan şu yönlendirmesini de not edelim:
“Türkiye’nin ruhu için yapılan mücadele bitecek gibi değil: Açık
yapıldığı sürece sağlıklıdır. Batı, bu açıklğın korunması için
elinden gelen her şeyi yapmalı, zaman zaman bir “lâik faşizm”
dozu içerse de”...
“Korunması” istenen şey perde önünde, Tayyip-Baykal-Bahçeli
arasında süren tiyatrodur.
Bu operasyonlarla Laik/Anti-laik meselesinin kaşınmaya, keselenmeye
devam edeceği görülüyor...
Geldiğimiz bu süreçte, evin/ülkenin işgalciden/tecavüzcüden
kurtarılması için; her kesimden samimi insanların birbirlerini
beğenmeseler dahi, tecavüzcüyü evin dışına atma ortak
iradesini
göstermesi gerektiği apaçık bir hakikat... Bu gerçekleşmesin
diye liberal çapulcu hırsızlar ortak bir cephe oluşturarak son
saldırılarını yapmaya başladılar...
Liberal çapulculuk merkezi etrafında birleşen, din, dil ve millet
düşmanı her kesimden vatan hainlerinin ihtar ettiği hakikat ise,
onların bu saldırısını göğüsleyebilecek ve bir taarruz hamlesine
çevirebilecek motivasyonu sağlayabilecek ideolojik ve siyasî
bir merkez etrafında halkalanma zaruretidir...
Hangi kesimden olursa olsun, hiçbir vatansever inanan düşmana
kapıyı içeriden açan bu liberal çapulcuların saldırıları karşısında
kesinlikle paniklememeli. Çünkü, Anadolu merkezli Büyük Doğu
Coğrafyası ideolojik ve siyasî olarak alternatifsiz değildir...
Laiklikten kurtulduktan sonra milletle bütünleşerek emperyalizme
karşı devleti yeniden şekillendirmek gerçekleşmeyecek bir hayâl
değil!
Gören gözler için söyleyebiliriz ki, ülkenin ideolojik, siyasî
ve askerî olarak iç dinamikleri bu potansiyeli barındırmakta...
Osman HALİD
Darbehan GÖKTÜRK
Baki AYTEMİZ
Cumali DALKILIÇ
Benemsâl
Kâzım GÖKBAYRAK
Dr. Hakkı AÇIKALIN
Defne BAYRAK - ÜRDÜN
Av. Harun YÜKSEL
Sezai KIRLANGIÇ
Zafer YILMAZ - ALMANYA
Salih ERDAL
Oğuz GÜRSES
Av. Ali Rıza YAMAN
Bülent TEKİN
Merve LETICIA - BREZİLYA
Ali Haydar CAN
Fazıl DUYGUN
Akın ALBAY
Mevlüt KOÇ
Dilmurat - ORTAASYA
Uğur YAMAN
Av. Güven YILMAZ
Hayreddin SOYKAN
Hakan YAMAN
Şükrü SAK
Seyfi ÇABUKEL
Oğuzhan GÖZCÜ
İbrahim ŞARKLI
Cihad KOLGEZEN
Ahmet BİRGİVÎ
Murad SALİH
Ergun OYMAK
İbrahim GÜLŞEN
Şakir BİLMEZ
Abdulmetin TORSUN
Aydın ALKAN
TEBRİK
Düşmanın, işbirlikçileriyle beraber Anadolu’daki gizli-açık işgalini
tamamlama
yolunda bütün güçlerini seferber ettiği günümüzde;
“Vatan
sevgisi imândandır” Hadîs-i Şerif’i gereği
evinin/vatanının/imanının
davacısı bir büyük aksiyonu
gerçekleştirmek borcunda olduğumuzun
şuurunda olunması
duâsı/dileği ve ihtarıyla;
Mübarek Regaib Kandilinizi ve
Üç Aylarınızı tebrik ediyoruz... BARAN
Unutmadan, az önce
biri bir Bakana, diğeri -"Saddam’ın
Askerleri” adıyla “Kemal’in Askerleri”ne
bir çağrışım çakıntısı yaptırarak hem
“canavar Saddam” hem de onun üzerinden
“canavar Kemal” edebiyatına bir katkı
olmak üzere çekilen- bir propaganda
filmindeki “peşmerge kızı”na ait sözleri
aktardıktan sonra “düşünüp de işin
içinden çıkamayanlarınız için” çizdiğim
tabloya, “İngilizlerin burada olmadığını”
zanneden “diğer kızcağız”ın “öbür taraf”daki
halini de ekleyeyim, eksik kalmasın.
Meselâ Viyana’da bir katolik rahibesi,
bugün çıkıp, 1683 tarihinde Osmanlı
ordusunun mağlubiyetiyle sonuçlanan
Viyana kuşatmasında Avusturyalılara
yardım eden Polonya Kralı Jan Sobieski’yi
sevmediğini söylese; onun bu sözlerine
“Ama o olmasaydı, Viyana Osmanlıların
eline geçecekti” diye itiraz edilse
ve bu itiraza, “Sorun da bu ya zaten,
Türkler, Osmanlı Devleti burada olsaydı,
daha geniş haklara sahip olurdum” cevabını
vermiş olsa, acaba Avusturya’da yaşayan
Hıristiyanlar, “sıkı katolikler” Bertaraf
olmuş birikimli liberal çapulcuların
peşinde Avusturya Ordusuna saldırırlar
mıydı?
Herhâlde unutmadınız; “4 Temmuz Terör
Hücresi” üyesi teröristler, 2003 yılı
4 Temmuzunda, Irak’ın Süleymaniye şehrinde
Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına
saldırıp rehin almışlardı. Türk’e Türk
değil, Amerikancı peşmerge propagandası
yapan medyanın, sanki yasal bir hadiseymiş
gibi “göz altına alınma” olarak adlandırdığı,
hatta etki altında kalan bazı samimi
vatanseverlerin dahi böyle adlandırdığı
bu menfur saldırının 5.yıl dönümündeyiz. Devamı
BARAN Dergisi 78.
Sayıda
SAVAŞIN
MERKEZİ ANKARA BARAN
"Bu açıdan son operasyonu değerlendirdiğimizde, oldukça
fazla soru işareti mevcut. Gözaltına alınan iki Emekli General,
gerçekten Amerikan politikaları açısından bir tehdit unsuru
mu? 4 Temmuz günü Süleymaniye’de askerin başına çuval geçirildiğinde
bu iki General de görevdeydi...
Diğer görevde olan bir çok General gibi bunlar da hâdiseyi
“müttefik” çerçevesinde görerek sineye çektiler. Hatta Hurşit
Tolon “hâdise iğrenç ama müttefikimiz Amerika’yla savaşmadığımız
için memnunum” iğrenç açıklamasını yapmıştı...
Bu operasyonda güdülen farklı gayeler olabileceğini belirtelim.
“Mağduriyet” edebiyatından tutun da, sağ gösterip sol vurmaya
kadar...
Amerika ve işbirlikçileri açısından hiç bir tehdit unsuru
oluşturmayan bu Generallerin, gözaltına alınmasının ne mânâya
geldiği önümüzdeki günlerde daha da netleşecektir... " Devamı BARAN
Dergisi 78. Sayıda...
“İstikamet Devrim!” B. YAVER
"... Askerlik ruhu itaat ve cesaret ise bütün
mesele, “anane ve mâna yatağı teşkilatın öldürülen ruhu yerine hangi ruh”un ikâme
edilip yerleştirileceği, hangi idealin üfleneceği ve itaat edileceğidir.
Tekrar malûmu ilâna hacet yok. Teklif ettiğimiz; Başyücelik Rejimi ve Ordu planında
Altun Ordu... Türk’ün İslâmla şereflenmesinden bu yana yaşattığı Büyük Millî
Mefkûresinin 21. yy.’daki bünyeleşmiş şekli...
Bu sene 2217. kuruluş yıldönümünü kutlayacak olan Türk Silahlı Kuvvetlerine bizim
lâyık gördüğümüz makam bellidir; “İslâmın Emir Subaylığı Makamı”...
“... dünyalar arası muhasebe kudretine sahip ve her sahada tedbir dehâsına mazhar
bir fikir kutbuna ve bu fikir emrinde bir ordu manivelasına...”olan ihtiyacı
duyan her Türk Subayı, bu büyük mefkûreyi kavrayabilme yeteneğinden yoksun olmayan
oluş yolundaki “Birileri”, Gonk sesini duydunuz!
“Her çağın hususî bir mânası vardır.” hikmetinden de haberdarsanız, bu hikmetin
devamı olarak her çağa mahsus olan Kurtuluş anlayışına karşı duranların çağdışı-küfür
yobazı olacağını da biliyorsunuzdur. Millet ve Ümmetinin nazarında lânetle anılmasının
acısı altında kıvranmak istemiyorsan, BİLMELİSİN!
Sana sadece Türk subayı demekle iktiza ediyorum ve edeceğim. Türk dedikten sonra
ayrıca Müslüman kelimesini kullanmaya gerek duymuyorum. Çünkü bu böyle bilinir
ve böyledir de... " Devamı BARAN Dergisi 78. Sayıda...
Asker
ve Asker Çoçuğu Olmakla İlgili
Naçizane Görüş ve Düşüncelerimdir Emekli P.
KD. ALBAY Fevzi MORAY "Derginizde
yazı yazan değerli şahsiyetler
beni cezbetti.
O nedenle kaleme aldığım bir yazı
ile hepinize merhaba...
Türkiye Cumhuriyet’inde
asker ve asker çocuğu olmak en
kutsal görevi yerine getirmekle
eş değerdir. Aşağıdaki yaşanmışlıkları
açtığımızda ne kadar meşakkatli
görevi yerine getirdiğimizi siz
değerli ve kadirşinas dostlarımın
takdirine sunuyorum.
Memleketi, T.C.’in her köşesidir.
Prensip, olarak ayağını basmadığın
yer üzerinde ahkam kesme imkanın
yoktur. Nobel ödüllü O. Pamuk’un
“Kar” adlı eseri buna çok güzel
bir örnek teşkil etmektedir. Kitaplarda
yazılanlara mahkûm kalanlara, yaşanmamışlıklar
üzerine kitap yazanlara, ne kadar
güven duyulacağını da siz değerli
dostlarımın takdirlerine sunuyorum.
Şahsımla ilgili vereceğim örnekler;
kutsal görevi özveri ile yapan
tüm Silahlı Kuvvetler personelinin
yaşadığı gerçeklerdir. Ve bunu
da açıklamaktan gurur duymakla
birlikte , esas görevi olanların
görevlerini yapmanın burukluğunu
yaşadığımı da belirtmek istiyorum. " Devamı
BARAN Dergisi 78. Sayıda...
Kene
İmparatorluğu -Kenelere Karşı Direnişte Usuller- Sezai KIRLANGIÇ " Şu kenelere bak ya, en güzel yerleri işgal etmiş,
en güzel besinlerle besleniyor, birde üstüne üstlük işgal ettiği
yerlere sokmuyor bizleri, böcekliğine bakmadan, sanki kapının önüne
bekçi dikilmiş:
Ses yok... Suçu başkasına atınca suçtan kurtulunuyor ya…
“Abi seni öldüreceğim!”
“Sebeb?”
“Emir böyle!”
Ulan böcek diyeceksin, kiralık katil katildir zaten, kiralık örtü
düşmanı düşmandır zaten, kiralık kan emici vampirdir zaten. Parayla
tutulmuş gönüllü İslâm düşmanı bunlar. Maaşa bağla sonra emri ver
“saldır co”… Sıkışınca da bir itlik daha “ne yapayım ben emir kuluyum."
S…r lan!
Emir kuluymuş! Hem köpeklik edeceksin, hem de tekmeyi yiyince ekmek
parası… Kemik de lan buna kemik… Dur ya ne diyorum şimdi, nerden
geldi şimdi bunlar aklıma. Kafayı fena halde kenelere bozmuşum." Devamı
BARAN Dergisi 78. Sayıda...
Cennet
Ülkem! Kâzım GÖKBAYRAK
"Allah’ın verdiği havayı yıllarca kirleten ve bundan da ithal doğalgazla
kurtulan cennet ülkem!
Kyoto protokolüne imza atarak havayı kirleten ve ozonu delen emperyalist ülkelerin
mesuliyetine ortak olan cennet ülkem!
Kendi kendine yeten tarım ülkesi iken dışarıya muhtaç hâle gelen bereketli ülkem!
Her köşesinde şırıl şırıl sular akarken “su akar Türk bakar” türküsünü söyleye
söyleye su fakiri olan cennet ülkem!
Karma eğitimle ve İmam-Hatiplerin orta kısımlarını kapatarak fuhuş, uyuşturucu
vs. yi ilköğretim seviyesine indiren cennet ülkem!
Herkesin özgürce sömürü düzenine katıldığı, yemeyenlerin yiyenlere gıpta ile
baktığı cennet ülkem!
Televizyonda orospu sunucu ve sanatçıların (!) boy boy göründüğü, birinden sıkılırsan
diğerine açıldığın cennet ülkem!" Devamı BARAN
Dergisi 78. Sayıda...
Röportaj: Dedesi İslâm Âleminin
şehit verdiği tek Devlet Başkanı...
Babası Musul’da
bir hain pusuda
Amerikan ordusuyla
son kurşununa kadar çarpışmış ve şehit
olmuş
İslâm kahramanı...
Yüzündeki ben,
babasından bir nişan...
O, Hüseyin ailesinden
son kalan tek evlât.
Ve bir Türk! Bütün ailesini başta Filistin
olmak üzere İslâm coğrafyasının
Kurtuluş Savaşı için
feda eden
Irak Devlet Başkanı
Şehit Saddam Hüseyin’le olan ebedî
bağımız,
oğlu Mesut TORUN’un varlığıyla ete
kemiğe büründü...
Mesut TORUN, bu derin bağımızı delillendiren
Hüseyin ailesinin
bir ferdi olarak
BARAN’a konuştu...
Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in TÜRK Torunu Mesut
TORUN: Dedem
Saddam Hüseyin’e Sömürgecilere İzin Vermediği
İçin Diktatör Dediler! "
Yani siz insanları yaşayışlarıyla, hayat tarzlarıyla, hayata
bakışlarıyla yargılayabilirsiniz ama kim olursa olsun, toprağı
için, vatanı için mücadele eden, dünyanın neresinde olursa olsun
bizim gözümüzde herkes vatanseverdir. Diyorlar ki “Saddam, Uday,
bu isimler nasıl şehit olabilir?” Şimdi benim babam son sekiz
mermisi kalana kadar mücadele etmiş, çarpışmış. Onlar elbette
şehiddir. Babam, amcam Kusay’ın oğlu Mustafa’nın vücutları ayak
baş parmağından kafasına kadar mermi izleriyle dolu. Öyle haince,
gaddarca bir saldırı karşısında kalmışlar ama kesinlikle teslim
olmayı düşünmemişler. Teslim olma gibi bir niyetleri olsaydı
bir bayrak, bir mendil sallayarak da bunu gösterebilirlerdi.
Ki, karşı taraftaki düşman da sağ teslim almayı arzu ederdi.
Kimileri yediremiyor. Bana yapılan yorumlarda, şunlarda-bunlarda,
hani Uday için “Uday bir psikopattı. Onun oğlu olmakla övünüyor
musunuz?” diyorlar. Ne cahilce bir bakış yahu!.. Sonuçta burada
bir şehit oluş var. Vatanı uğrunda şehit olmuş. Son anda bile
Kelime-i Şehadet getirerek müslüman olabilirsiniz. Böyle şerefli,
izzetli bir dine sahibiz biz.
...
Dedemin dik duruşu müslümanlara göstereceği en güzel duruştu.
Ebedi duruşu, yıkılmaz duruşu gösterdi. Bunun üzerine daha ne
söyleseniz boş!.. Orada gösterdiği cesaret, orada gösterdiği
duruş müslümanların duruşunu temsil etti, gücünü temsil etti.
Yani sizin silahlarınız, gücünüz bu fikriyata, bu imana işlemez,
işlemeyecektir. Bombalarla, silahlarla bir mücadeleyi, bir imanı
yenemezsiniz. Babam ve amcam da teslim olmayı reddettiler. Evet,
attıkları iftiralar, çamurlar gerçekten varsa ya da yoksa neyse
artık eğer ki savaşmayıp, teslim olup, kendilerine sunulan seçeneklere
göre hareket etselerdi bizim babamız dahi olsa kimseyi savunamazdık.
Dedemin durumu her şeyi açıklıyor. Adil biçimde yargılanmadığı,
söz hakkı tanınmadığı... Duceyl davasını sonuçlandıramadılar.
O dönem sekiz yaşında olanlar gelip mahkemede yalancı şahitlik
yaptılar.
...
BARAN Ortadoğu’da da takip ediliyor. Dedemle ilgili yaptığınız
haberler ve resimlerden dolayı oradaki BAAS yanlıları sizi bir
çok yerde takip ediyor ve derginin Arapça olmasını da istiyorlar.
Türkiye’de tek desteğin Baran’dan geldiğini biliyorlar. Şu biliniyor
ki orada da bilenler tarafından destek verenlerin sadece İBDA
olmasını bir de bunun dışında samimi olarak destek veren ne kuruluş
ne kurum ne vakıf olmadığını sadece İBDA olduğu, Baran’ın olduğu
bilinmekte. Ben de ilk sayıdan itibaren biliyorum. İşin evveliyatını
da biliyorum.
...
Şu var ki bu İran dahi olsa Ortadoğu’da herhangi bir ülkeye
Amerika’nın çöreklenmesi ve yandaşları ile işgal etme hakları
yoktur. Geçtiğimiz mayıs ayında Irak’ı ziyaret eden İran Cumhurbaşkanı
Mahmud Ahmedinecad, işgal altındaki topraklarda “On yıl önce
dinsiz ve faşist bir diktatör, ülkeyi sömürüye sürüklemişti;
ancak şimdi işin başında mümin ve devrimci kardeşler bulunmaktadır,
sadece bu bile şartların değiştiğinin göstergesidir” demişti.
İşgal altında bir ülkede nasıl oluyor da hükümet kuruluyor,
başbakan seçiliyor, kuklalar meşru kabul ediliyor. Bu sahte
meşruiyeti kabul eden en başta İran olmuştur. Tarihî Fars çıkarları
gereği. İran’ın Irak’ta Sünnî bir iktidar ve güçlü bir oluşumu
istemediği açıktır. Dedem Irak devlet başkanı Saddam Hüseyin
hâlâ Irak’ın devlet başkanıdır. İktidar Baas’ındır.
...
Sevgili Komutan İzzet –Ed Duri. İşgalcilere aman vermeyen, onları
bozguna uğratan komutan. Vatan toprakları uğruna canını feda
etmiş şehitler cennet kapılarını aralamışlar dört gözle yolunu
bekliyorlar Nur yüzlü komutan. Sen ne büyük komutansın. Vatan
mücadelesinde kim çarpışırsa, kurşun yerse, bomba yerse o şehittir.
İslâm dini budur. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde rütbe takaraktan
vatan borcumu ödedim. Askerliğimi tamamladığım doğu bölgesinde
bulunduğum görev süresi içerisinde şehit olma şerefi nasip olmadı.
Irak’taki işgalcilerle, vatanını içerden kapıları açarak silahlarını
100 dolar karşılığı satanlarla, işbirlikçi vatan hainleriyle
ve kafir topluluklara karşı yüce Rabbim, senin yüce adına cihat
etmeyi kurban olarak sunduğun ruhumu eğer istersen şehitlerle
cennetine alır çok arzu ettiğim, göz diktiğim şehitlik mertebesine
ulaşmak için bir mücahit olarak sana teslimim. " Devamı BARAN
Dergisi 78. Sayıda...
-ÜÇ AŞİRET-
Allahsız-Ilımlı İslâmcılar
Ya Da
Yahudi Daniel Pipes’in Aşireti Ahmet BİRGİVÎ "Bunlar o kadar aşağılık bir dönüşüme tutuldular
ki, Türkiye’yi NATO emperyalizminin kapısına bağlayan Çankaya’daki
Aşiret’in rolünü kapıp, onu alt-üst edecek kadar yavşaklaşmışlar…
Yani, NATO’yu güyâ Müslüman-muhafazakâr halkımız getirmiş ve
onu çok seviyormuş gibi adi yalanlarını kusmaktan utanmıyorlar.
Meselâ, Çankaya’daki Aşiretin ihaneti neticesi yıllarca Osmanlı
bakiyesi Orta Doğu’yu inkâr edip, İsrail ve Batı’ya yönelmelerini,
milletimizin arzusu gibi sunup, bugün, Batı kendisini sattığı
için, Rusya-Çin-İran denkleminde yer arayan Çankaya’daki aşireti,
“sizi gidi gerici yobazlar, siz demek Orta Doğu’ya yöneleceksiniz
ha!” diye suçlamaya bile çalışabiliyorlar.
Türkiye’yi emperyalizmin bir sömürgesi hâline getiren Çankaya’daki
Aşiret’e, “bundan sonra biz Batıcı-ilerici, siz tutucusunuz.
Dün, siz laiklikle Türkiye’yi Batı’ya bağladınız, bugün ise biz
demokrasi ve kapitalizmle Batı’ya bağlayacağız. Dün ordu NATO’ya
sadıktı, bugünse ordu önce bize bağlı olarak hayat hakkı bulabilir,
zira asıl NATO neferleri bizleriz!” demiş oluyorlar…” Devamı BARAN Dergisi
78. Sayıda...
Teklif: Tahayyülî ‘Bağ’dan
Hakikî ‘Bağ’a
Av. Ali Rıza YAMAN "‘Olan’ ile ‘olması gereken’i bir ve aynı
zannedenler tarafından cemiyeti değiştirip, dönüştürmenin
âleti olarak görülen hukuk aracılığı ile tarihindeki sürekli
iktidar bölünmüşlüğünü yaşamış toplumların ürünü olan Batılı
formlar bizim cemiyetimize aktarılmış, bu aktarma ile birlikte
insanı tanımlayan bütün değer ve vasıflar değişmiş ve insan
en nihayetinde vatandaşlık ‘bağ’ıyla, sadece onun üzerinden
ifade edilir hâle gelmiştir.
Bu vatandaşlık ‘bağ’ı; Batı’nın kendi gerçekliği ve kendi
insanı için erilmesi gereken bir seviyedir. Çünkü Batı’nın
insanı; tarihinde sürekli iktidar bölünmüşlüğünü yaşamış
olan bir cemiyetin insanıdır. Avrupa’nın ‘feodal’ olarak
tavsif ettiği dönemi, güçler savaşının yaşandığı dönemdir.
Bütün hayat, bu savaş etrafında şekillenmektedir. Zayıf güçlüye
biât etmek ve bütün mal varlığıyla ona teslim olmak zorundadır.
Kilise’nin hâkimiyeti insanın konumunu da belirlemekte, insanlar,
şahsiyet olarak kendini ifade etme ihtiyacını bile hissetmemektedir.
Çünkü Kilise en tepededir. İnsan ise ‘ilk günah’la dünyaya
gönderilen sadece bir ‘fanî’dir. ‘Fanî alt tarafta ise ve
hiçbir zaman üste tırmanamayacaksa, kendini ‘kendi’ olarak
ifade etmek niye?..’ diye düşünülmektedir. " Devamı
BARAN Dergisi 78.
Sayıda...
Türkiye’nin
Demografik Tahlillerindeki
İki Vahim Yanlış
Ali Haydar CAN "“Demografi, dünyada veya bir ülkede bulunan
nüfusun yapısını, durumunu, dinamik özelliklerini inceleyen bilim
dalı. Yunanca demos (halk) ve graphein (yazmak) kelimelerinden
meydana gelmiştir. Nüfusun coğrafyası veya nüfusbilim olarak
da tanımlanır.”
Bir ülkenin toplumunu oluşturan insanların dini, mezhebi, dili,
etnik kökeni, kültürel kökleri, gelenekleri, töreleri, hayat
tarzları, iktisadî vaziyetleri, tahsil/öğrenim durumları, sosyal,
siyasî tercihleri vb. hakkında yeterli, tutarlı/doğru bilgilere
sahip olmadan o ülkenin problemlerine doğru çözümler üretmek
mümkün değildir..." Devamı BARAN
Dergisi 78.
Sayıda...
“Mütecavize Karşı
Savaşçı,
Barışsever Her İnsana İse
Barışçıyız” Gönüldaş Carlos’un BARAN Dergisi'de Yayınlanan Yazısı Üzerine
Kısa Bir Yorum... Aisha
(Ayşe) AİNİ - Brezilya "Gazze’de mücahidler sayıca çok olmakla
beraber, etkisizler. Çünkü liderleri tavizkâr ve yanlış şeyler
için ve hatalı yolda mücedele ediyor. Bizler, İslâm düşmanı
bir tiran Beşir Esad’ı nasıl bir dost olarak kabul edebiliriz?
Bunun gibi, müslümanlar yeyrüzündeki insanların çoğunu kazansalar
bile, böyle düşmanla pazarlık yapanlar yüzünden asla zafere
ulaşamayacaklar! Zafer Allah’tandır(C.C) ve İslâm düşmanlarının
yardımına ihtiyacımız yok!
Zaman, müslümanların, İslâm milletinin meselelerini bir bütün
olarak görme zamanıdır. Çünkü her dert ve her çözüm aynı
kaynakta! Bu sebeple, İslâm milleti ellerini birleştirmeli
ve Filistin meselesinin çözümünü, Afganistan veya Irak meselesinden
ayrı görmemeli… Ya da başka bir yerde, başka bir meselede
veya eylem yolunda… Belki de Filistin halkı sabırlı olduğu
için Allah’ın yardımı yakında gelecek, onlar bildikleri manzaralarla
yüzleşmeyecek…
Sadece Filistin bütün değildir. Bunun yanında İslâm milleti,
Türkiye’den, Afganistan’a, Filistin’den İspanya’ya özgür
ve bölünemez! Yeniden bütünüyle Dar-ul İslâm!” Devamı BARAN
Dergisi 78.
Sayıda...
BARAN PANORAMA: - Cohen: “Türkiye, Ilımlı Müslüman
Demokrasi Laboratuarı!”
- Le Monde Diplomatique: “AB, İslâm’ı Engellemek İçin Gerekli”
- ABD Çöküyor:
İşsiz Bankacı, “Kiralık MIT Mezunu” Yazısıyla Sokaklarda Dolaşıyor
- Şeyh Said ve Arkadaşları Anıldı
- Malatya’da
Turuncu Darbe Provaları
- ABD, Terör, PEJAK ve İncirlik
BÜYÜK
DOĞU İSTİKLÂL
SAVAŞI: - İşgalci ve İşbirlikçileri
Nefes Alamıyor!
- Hamas, Batı Şeria ve İsrail’i de Ele Geçirecek!
- Ruslara Operasyon Üstüne Operasyon! Direniş Günlüğü: - IRAK İSTİKLÂL SAVAŞI
- AFGANİSTAN İSTİKLÂL SAVAŞI
- FİLİSTİN İSTİKLÂL SAVAŞI
- ÇEÇENİSTAN İSTİKLÂL SAVAŞI
- SOMALİ İSTİKLÂL SAVAŞI
İmân ve İslâm - İtikad ve İmân
- Tasavvuf Bahçeleri’nden: Tasavvufun
Başlangıç ve Doğuşu -II-
- Şeytanın
Hileleri
Kültür-Sanat: "Aylık Dergisi" Temmuz Sayısı Çıktı...
Tüm
Bayilerde...
Black Metal Grubu Ancient’in Solisti
Deadly Kristin, Müslüman!.. "Dünya, kâinat’ın esrarları, ölümden
sonra hayat, insan etkileşimleri, vb. Hakkında bir kitap hazırlığı
içindeyken Kur’ân-ı Kerim’le tanıştı ve hayatının dönüm noktasını
oluşturan bir karar aldı.
Hayam Nur’un Müslüman oluşuyla ilgili internete düşen röportajdan
bazı bölümleri yayınlıyoruz…
Allah’a yönelişiniz “sanatsal arayışlarınızın” bir parçası olarak
mı gelişti, nasıl oldu?
Öyle de diyebiliriz. Dünya, kâinatın esrarları, ölümden sonra hayat,
insan etkileşimleri, vb. hakkındaki teorilerimi bir araya toplayan,
varoluşçu bir kitap yazıyordum. Teorilerime somut ve bilimsel bir
temel verebilmek için daha fazla bilim, kimya, fizik, biyoloji
ve astronomi çalışmaya başladım. Kitapla ilgili çalışmalarımı yarı
yarıya tamamladığım bir noktada iki Müslüman entelektüelle tanıştım
ve fikir alışverişinde bulunmaya başladık.” Devamı
BARAN Dergisi 78. Sayıda...
- Irak'ta çalınan kitaplar
İsrail'de bulundu!
- 20 YTL´ye
1 Yıl Tüm Müzeler Bedava
Salih
MİRZABEYOĞLU İDEOLOCYA VE
İHTİLÂL
3. Baskısı ÇIKTI!
Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in şehadetinin
1. yıldönümü münasebetiyle çıkardığımız 51. sayıya Irak ordusuna
ve Baas’a yakın sitelerden teşekkür ve tebrik geldi. www.albasrah.net
www.alahwaz.org
www.baghdadalrashid.com
www.mouwatana-iraqiya.com
www.elhadaf.net
www.alkader.net
Adlı sitelere gönderilen tanıtım mailine gelen ortak cevap şöyle
oldu:
“Hacc-ı Ekber ve ümmetin şehidi Saddam Hüseyin
el-Mecd için hazırladığınız sayıdan dolayı vatansever Irak halkı
size teşekkür eder ve 51. sayınızı tebrik eder. Ancak sizlerden ricamız
bu sayıyı bütünüyle bizlere ulaştırmanız. İbda Cemaati’nin bu ilgisini
hiçbir zaman unutmayacağız.
Çalışmalarınızda başarılar dilerken, işgalci Amerika ve Safevi
İran’ın şerrinden ve zulmünden kurtulmuş bir Irak’ta buluşmak ümidiyle
Allah’a emanet olunuz.”