Osman HALİD:

- Vatana İhaneti Teşvik ve Övmek Suçundan YARGILANACAKLAR
(61. Sayı'dan)

- Operasyon Üstüne Operasyon
(61. Sayı'dan)

- Operasyon ve Tarihî Misyon
(60. Sayı'dan)
- “Vurun Antepliler Vurun!..
Namus Günüdür!”
(56. Sayı'dan)






E. Uslu! Dürüst Ol ve De ki;
HZ. ÖMER TERÖR ÖRGÜTÜ

Osman Halid
80. Sayı - 17 Temmuz 2008


Gladio’nun yayın organı Bertaraf gazetesinde E. Uslu denilen akıl yoksunu bir tombiş var. Bu tombiş, “isteyen yapar, isteyen yapmaz” düşüncesinin ideolojisi olan liberalizm anlayışına mensup.
Aslında bu düşünce, yani “isteyen yapar, isteyen yapmaz” düşüncesi inançsızlığın ifadesi olduğu gibi, böyle bir düşünceye sahip olmak için de ancak odun olmak lâzım. Gerçi bütün odunlar da liberal çapulcu.

Kendini oldukça zeki zanneden bu tombiş, beraber olduğu diğer Amerikan cariyeleriyle beraber aklınca “Ergenekon” operasyonunu bitirdi, gözünü şimdi bize dikti. Aslına bakarsanız, bunlara başından beri tevdi edilen görev, gerçek Müslümanlara karşı Amerika’nın tetikçiliğini yapmaktı. Nasip Ergenekon’dan sonraya imiş.

Ne dediğini ve sözünün nereye gittiğini bilmez /bilir bu tetikçi, saldırılarına “ulusalcı-İBDA-C ilişkisi” diye başladı, Amerikan konsolosluğu önünde “İBDA-C üç polisi şehit etti” hinliğiyle devam ediyor.

Söyle bakalım Tombiş; bu haberin in kaynağı kim?

Kısaca bu Batı çamurunda debelenen vatansevmez terör örgütü ÇUTO üyesi lalik’in söyledikleri şu;

“İBDA-C bir terör örgütüdür. Kamuoyunda ismi bilinen bir çok kişi bunların yayın organıyla niçin görüşüyor;

Baran Dergisi ulusalcı duruşları belli olan isimleri neden tercih ediyor;
İslâmcı bir örgütün ulusalcılıkla ne ilgisi olabilir;

Nihat Genç gibi bazı isimler, Amerikan konsolosluğu önünde bu yasadışı örgüt tarafından şehit edilen üç polis memurundan sonra bakalım ne yapacaklar?”
Ayrıca, bu vatansevmez çapulcu gibi düşünenler, “terörün kalpgâhlarından” biri olan Amerikan konsolosluğuna yapılan saldırıyı “ABD’yi destekleyen güce ve ABD’ye gözdağı” diye vererek, utanmazlıkta ve işbirlikçilikte nerelere kadar gidebileceklerini de göstermekteler.

Adamın yazdıklarının nesine ve hangisine cevap vereceğini şaşırıyor insan.
Az buçuk dikkat gözü olan bir okuyucu, paçalarından cahillik akan bu tipin hakkımızda yazdıklarına baktığında, ağzında bir bakla sakladığını hemen farkeder.

Hiç kimsenin zihnini fazla uğraştırmadan bu liberal çapulcu dinozora biz soralım:
“İBDA-C adını filan bırak!” dürüst ol ve baklayı ağzından çıkar! De ki, Ergenekon’dan sonra sıra şimdi HZ. ÖMER TERÖR ÖRGÜTÜ’nde! Ergenekon bitti, HZ. ÖMER TERÖR ÖRGÜTÜ Operasyonu başladı! Senin İBDA-C adını geveleyerek kastettiğin bu değil mi?!.

Ömrünüzde bir kere dahi dürüst olmadınız. Eğer biraz dürüst olsaydın, lafı eveleyip gevelemeden bu şekilde söylerdin.

Baran Dergisi’ni bazen yasadışı örgüt gibi gösterip, Baran’ın gazetecilik faaliyeti çerçevesinde görüştüğü isimleri sanki yasadışı örgütle görüşüyorlarmış intibaı vererek yazması, bazen de Baran Dergisi’ni yasadışı örgütün yayın organı gibi göstermesi, daha doğrusu hinliği tabii ki gözümüzden kaçmıyor. Baran’a karşı E. Uslu denilen liberal çapulcu dinozorun yürütmeye çalıştığı bu iftira kampanyasına tarafımızdan Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri nezdinde de hesabının sorulacağını belirtelim.

Türkiye’de yasadışı tek bir örgüt vardır ve ancak bu örgütün terör faaliyetlerinden bahsedilebilir. Yasadışı örgütün “yayın organı” denilebilecek yayın organları da sadece bu örgütün mâli finansmanıyla örgüt işbirlikçileri tarafından yayınlananlardır.

Yasadışı bu örgüt 4 Temmuz’da Süleymaniye’de askerin başına çuval geçiren Amerika’dır. Bu bebek katili, terörist başının yayın organlarından biri de Taraf gazetesidir.

Türkiye’nin yetkili mercileri, bir akıl tutulması hâlinde yasadışı terör örgütünün bu yayın organının faaliyetlerini hâlâ seyretmekte. Baran Dergisi olarak biz seyretmeyeceğiz. Hukukî zeminde, sonuna kadar hakkımızda yaptığı yayınlardan dolayı hesap sormaktan çekinmeyeceğiz.

Yayınına başladığı günden beri yasadışı Talabani-Barzani çetesine mensup bu liberal çapulcular akılları sıra Baran Dergisi’nin gazetecilik faaliyeti çerçevesinde görüştüğü insanları psikolojik baskıyla (bu işi çok iyi biliyorlar ya!) yıldırıp, hem onları etkisizleştirecekler, hem de bizi, yani “HZ. ÖMER TERÖR ÖRGÜTÜ”nü yalnızlaştıracaklar. O zaman biz de bunlara müjdeleyelim; Hz. Ömer’in adaletiyle tanışmanıza çok az bir zaman kaldı!

Liberal dinozor bu tombiş Baran Dergisi’nin, “ulusalcı duruşları belli olan bu isimleri neden tercih ettiğini” merak ediyormuş... A beyinsiz, kendin söylüyorsun ya, tabii ki ulusalcı duruşlarından dolayı o isimler tercih ediliyor. Vatanı Hristiyan-Yahudi Batı emperyalizmine peşkeş çekmeyelim diye tercih ediliyor o isimler.
Peki biz sana soralım; siz gazetenizde çıkan isimleri neden tercih ediyorsunuz? Hristiyan-Yahudi Batının köpeği olduğundan mı, yoksa Soros’dan maaşlı, ilk önce Allah’ın, sonra milletin olan mülkü yabancı adama peşkeş çeken işbirlikçiler olduğundan mı?

Yine bu meraklı tombiş, “şeriatçı örgütle ulusalcılar nasıl yanyana gelir?” diye merak ediyor.

Peki biz sana soralım;

28 Şubat’ın darbecileriyle, sözde 28 Şubat’ın mağduru sahtekâr anti-laikler nasıl bir araya geliyor? M. Belge ile Vakit gazetesi hangi ortak paydada siyaset yürütüyor? Allah-Peygamber-Vatan başta olmak üzere hiçbir mânevi değere inanmayan senin gibi liberal çapulcu dinozorlarla “imansız İslâmcı” Fettoş tayfasını bir araya getiren nedir? Yurtdışında o sefil hayatını devam ettirmeni sağlayan Amerika olmasın sakın?

İslâm coğrafyasını yağmalamaya çıkmış bu çapulcu çete, insanları İslâmcı-ulusalcı-sosyalist diye kategorik ayırımlara tâbi tutmaya bayılırlar. İngilizce konuşmayı aydın olmak zanneden, dünyayı da Amerika’nın omuz başından seyreden bu dinozorlara sormak lazım;

Siz kimsiniz? Dininiz ne? Taptığınız ilâh kim? Vatanınız neresi? Hangi ana dili konuşuyorsunuz?

Bütün samimi unsurları şucu-bucu diyerek kategorilere ayırıp, böylece bölünmeleri derinleştirirken, diğer taraftan kendileri ne kadar din, millet ve vatan düşmanı unsur varsa hepsiyle birarada olmaktan çekinmezler. Kısaca, bunlar hiçbir şeydir. Sadece pislikten ibaret hırsızlığı meslek edinmiş çapulcu tayfası... Tombiş Emre, sor bakalım Pentagon’da görevli, Amerikalı kocası olan Çongar’a, Taraf ismini kimden çalmış? Hırsızlığa o kadar alışmışsınız ve bir o kadar da yüzsüzleşmişsiniz ki, gazetenizin isminin çalıntı olduğu dahi sizi pek etkilemiyor. “Taraf” ismini çalmanızı hangi gayeyle ve hangi mahfiller tarafından “tavsiye” edildiğini biliyoruz!

Vatansevmez çapulcular, Baran Dergisi’nin bir takım vatan sever inananlarla olan dirsek temasını İslâmcılıkla nasıl bağdaştığını merak ediyorlar. Adamların işi gücü merak.

Peki biz sana soralım Uslu;

Irak’ta işgalci Amerika’yla işbirliği yapıp, vatansever bir hükümeti “darbe”yle devirip 2 milyondan fazla müslümanın şehid edilmesini desteklemenin İslâmcılıkla, insanlıkla ne tür bir alâkası var?

Afganistan’ın gerçek sahibi Taliban Mücahid Silâhlı Kuvvetleri’nin Amerikan işgaline karşı sürdürdüğü İslâm temelli İstiklâl Savaşı’nı “Taliban kaynaklı şiddet” diye değerlendirmenin İslâmcılıkla, insanlıkla ne tür bir ilişkisi var?

O arkadaşın, demek bizim “kullanıldığımızı” söyledi.

Önünden, arkasından her daim kullanılan ahmak! Biz bir dönem kullanıldıysak eğer, aynı dönem bizim çıkardığımız yayın organı olan “Taraf Dergisi”nin ismini çalan sizler ne oluyorsunuz? Kullanılanın kullandığı mı?

Bahsi geçen isimlerle İslâmcılığın ne alâkası var öyle mi?

Peki ismi çalıntı olan gazetende bastığınız kadın tenasül uzvuyla İslâmcılığın ne alâkası var? Kadın tenasül uzvu yayınlamakla İslâmcılık bağdaşıyorsa, “ulusalcı duruşu belli olan” bir takım insanların görüşlerinin Baran Dergisi’nde yayınlanması niye İslâmcılıkla bağdaşmasın? Tenasül uzuvculuğuyla İslâmcılık nasıl bağdaşıyor? Sen onu bir izah et de biz de anlayalım. Gerçi sen Irak’a kahpece yapılan hava bombardımanından sonra, “Amerika orgazm oluyor” diyen vatansevmez yasadışı çeteden olduğun için, muhakkak bunun da izahını yaparsın.
Akıllım, bizim de sana sormamıza kızmazsan eğer;

Seni kim, nerelerde, ne şekilde ve hangi amaçlarla kullanıyor?

Senin İslâm’la hangi seviyede, ne tür bir alâkan var?

İslâmcılıktan anladığın, Irak, Afganistan başta olmak üzere, İslâm coğrafyasına, İslâm Milletine ve İslâm’a vuran stratejik düşmanın-Amerika’nın kucağında, elinde tesbih, yahudi çocukları için ağlamak; “kahraman, kadın,erkek Amerikan askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dua” etmek mi?

Dürüst ol ve de ki, “kardeşim Allah, Peygamber, din, kitap, bunlarla bizim uzaktan yakından alâkamız yok! Bilakis biz bu değerlerin hepsine düşmanız. Ve bunların hiçbirine hayatımızın hiçbir döneminde inanmadık, inanmayız da. Bizler, Deccal Komitesi’nin Türkiye’deki kadınlı-erkekli tetikçileriyiz. Müslümanların bugüne kadarki mevcut Batıcı düzene olan memnuniyetsizliğini kullanarak, efendilerimizin projelendirdiği, Hak ve halk düşmanı rejimi burada kuracağız. Aslında bizim sayımız Türkiye’de yüz kişiyi bile geçmez. İslâm ve Müslümanlarla tek ilgimiz, şeytanın yeryüzündeki temsilcisi olan Deccal Komitesi’nin öngördüğü rejimi oturtabilmek için, kene misali Müslümanların ve İslâm’ın sırtına yapışarak kendimizi taşıttırmaktır.”

Ama hırsızların dürüst olduğu nerede görülmüş?

Amerikan konsolosluğu önünde ölen üç polisi size hiç yakışmayacak şekilde abartarak manşetinize taşımanız dikkat çekici.

Neden mi? Çünkü, ölen hiçbir Mehmetçik haberini bu şekilde vermediniz de ondan. Çatışmalarda ölen askerlerin haberleri üçüncü-beşinci sayfaların alt taraflarında, küçük şekillerde verilmekte; çoğu zaman da “yasa dışı terör örgütü” yayın organı gazetenizde bunlar hiç yer almamakta.

Bir polis, Amerikan konsolosluğunu beklerken öldüğü zaman, daha mı iyi şehit oluyor sizin için?

Bundan dolayı mı terörün “kalpgâhı”na yapılan bu saldırıyı “hem ABD’ye, hem de ABD’yi destekleyen güce gözdağı verdiler” diye değerlendiriyorsunuz?

Başbakanı, İçişleri Bakanı’nı ve Emniyet Genel Müdürü’nü açıklama yapmaya davet ediyoruz; Müslüman Anadolu halkının çocukları olan Türk polisi, ABD’nin destek veya milis gücü müdür ki, bu vatansevmez liberal çapulcu dinozorlar, hâdiseyi bu şekilde değerlendiriyorlar?

Polisin Anayasayla ve kanunla görev alanı belirlenmiştir. Bizim bildiğimiz kadarıyla ne Anayasada, ne de kanunlarda görevleri arasında “Amerika’yı destekleyen güç” ibaresi mevcut değildir. Böyle bir görev mevcut olmadığı halde yasadışı Talabani-Fethullah Örgütü’ne mensup bu liberal çapulcu çete, polisin “Amerika’yı destekleyen güç” olduğunu nereden çıkarıyor? Bu bir suçtur. Hukuk harekete geçmeli.

Yüzde doksanı Amerikan düşmanı olan bu ülkede, hiç kimse Amerika başta olmak üzere, İslâm coğrafyasına saldıran Hristiyan-Yahudi sömürgeci batılı devletler listesinde yer alan hiçbir devletin korumalığını yapmaya Türk polisini zorlayamaz.

Tombiş Emre, terörist Amerikalıların yaralı Türk polisinin yüzüne konsolosluğun kapısını kapatıp ölüme terkettiğinden niye bahsetmiyorsun?

İleriki sayılarda akıldan yoksun, tarih bilgisi sıfır E. Uslu gibi, İslâm topraklarını işgal edip, Irak’da ve Afganistan’da olduğu gibi İslâm Milletini katleden sömürgeci düşmanın yaptıklarını alkışlayan kökten vatansevmez, yasadışı örgüt işbirlikçilerini takip etmeye devam edeceğiz.

E. Uslu gibiler gayet iyi biliyorlar ki, her kuşun eti yenmez! Baran Dergisi’ni ve İbdacıları yemek isteyenlere Mücadele tarihimize bir daha bakmayı tavsiye ederiz.

Amerika’nın Irak’da ve Afganistan’da işi bitmiştir. Buradaki liberal çapulcu dinozorların tek derdi Amerika’nın İslâm coğrafyasında yaşadığı bozgunu saklamaktır. Afganistan’a işgalci Amerika’nın mı, yoksa Afganistan’ın gerçek sahibi Taliban Mücahid Silahlı Kuvvetleri’nin mi hâkim olduğunu herkes biliyor.

Deccal Komitesi’nin mensubu liberal çapulcu dinozorların saklamaya çalıştığı hakikat, Deccal’in ordularının İslâm topraklarında İslâm milletinin yiğit evlâtları tarafından bozguna uğratıldığıdır. 90’lı yılların söylemleriyle, sağa-sola saldırmalarının sebebi, yenilmişliğin verdiği bu paniktir.

Yeni Dünya Düzeni dediğiniz şey, başlamadan bitmiştir.

Bu liberal çapulcular kendilerini alıştırsalar iyi olur;

Yeni Dünya Düzeni Amerika’dan değil, Türkiye’den başlayarak bütün dünyaya yayılacak!

Bunun adı da BAŞYÜCELİK